DUYURULAR

Türkiye'de günde ortalama 50 milyon kişi asansör kullanıyor. Şehirleşmenin ve yüksek katlı yapılaşmanın artmasıyla birlikte asansörler artık lüks değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak kullanım yoğunluğu arttıkça asansörlerin montajı, periyodik bakımı, denetimi ve doğru kullanımı da o ölçüde kritik bir güvenlik meselesine dönüşüyor.
Resmi verilere göre son on yılda yaşanan 325 asansör kazasında 152 kişi hayatını kaybetti, 400'den fazla kişi de yaralandı. Denetimlerde incelenen asansörlerin neredeyse yarısının "güvensiz" bulunması, tablonun ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor. 2025 yılı da bu açıdan acı örneklerle hatırlanıyor: Mersin Tarsus'ta bir belediye çalışanı, İzmir Menderes'te 9 yaşında bir çocuk ve Ankara Mamak'ta bir inşaatta çalışan iki işçi asansör kazalarında hayatını kaybetti. Bu kazaların ortak noktası neredeyse her zaman aynı: ihmal edilen bakım, yapılmayan denetim ya da güvensiz bulunmasına rağmen kullanıma devam edilen asansörler.
Asansör kazalarının büyük çoğunluğu tek bir nedenden değil, birkaç eksikliğin bir araya gelmesinden kaynaklanır. Başlıca nedenler şu şekilde sıralanabilir:
Yukarıdaki başlıklar sürecin nerede aksadığını anlatır. Peki asansörün içinde teknik olarak ne olup biter? Kazalarda öne çıkan bileşenleri bina sakinlerinin anlayacağı bir dille açalım.
Önce bir yanlış anlamayı düzeltelim: asansör kazaları haberlerde çoğu zaman "asansör düştü" diye anlatılır. Oysa modern asansörlerde serbest düşüş, birden fazla güvenlik sisteminin aynı anda devre dışı kalmasını gerektiren, son derece nadir bir senaryodur.
Asansör kazalarında en kritik başlıktır. Kat kapısı, kabin o katta değilken asla açılamamalıdır. Bunu sağlayan şey kapı kilidi (kilit kontağı) ve devresidir.
Bu sistem aşındığında, ayarı bozulduğunda veya kurcalandığında kapı, asansör başka bir kattayken açılabilir hale gelir. Boşluğa adım atmakla sonuçlanan ciddi kazaların önemli bölümü bu mekanizmanın devre dışı kalmasından kaynaklanır.
Kilit kontağının kablo ile devre dışı bırakılması — sektörde "köprüleme" denen uygulama — asla kabul edilebilir değildir ve doğrudan güvensiz değerlendirmesine yol açar.
Asansörün durması ve durduğu yerde kalması fren sistemine bağlıdır. Fren balatalarının aşınması, yay basıncının azalması veya ayarların zamanla kayması, asansörün kat hizasında durmamasına ya da yük altında kaymasına yol açabilir.
Kullanıcı bunu genellikle "asansör kat seviyesinin altında/üstünde duruyor" şeklinde fark eder. Bu, önemsiz bir konfor sorunu değil, takılıp düşme kazalarının başlıca sebebidir ve frende bir sorun olduğunun ilk işareti olabilir.
Asansörlerde, kabin normalin üzerinde hızlanırsa devreye girip kabini kılavuz raylara kenetleyen bir güvenlik tertibatı (halk arasında "paraşüt") bulunur. Bunu tetikleyen mekanizma ise hız regülatörüdür.
Bu sistem yıllarca hiç devreye girmeyebilir — ki normali de budur. Ama tam bu yüzden, çalışıp çalışmadığı ancak test edilerek anlaşılır. Periyodik kontrolün en önemli işlevlerinden biri, hiç kullanılmayan bu güvenlik katmanının hâlâ görevini yapabildiğini doğrulamaktır.
Çelik halatlar zamanla yorulur; tel kopmaları, çap incelmesi ve korozyon oluşur. Bu aşınma gözle bakıldığında fark edilmeyecek kadar yavaş ilerler ve belirli kriterler üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Halat durumu, askı bağlantıları ve tahrik kasnağı, periyodik kontrol kapsamındaki başlıklar arasındadır.
Kazaların bir kısmı kabinde değil, kuyu dibinde veya makine dairesinde yaşanır. Açık bırakılan makine dairesi kapıları, korkuluksuz kuyu boşlukları, eksik aydınlatma ve devre dışı bırakılmış stop butonları hem teknik personel hem de meraklı çocuklar için ciddi risk oluşturur.
Asansörler onlarca yıl çalışabilir. Ancak 1990'larda monte edilmiş bir asansör, montaj tarihinde geçerli standartlara göre yapılmıştır. Aradan geçen sürede güvenlik standartları belirgin şekilde gelişmiştir — kabin kapısı, hassas kapı koruması, acil durum haberleşmesi ve kesintisiz aydınlatma gibi konularda.
Eski asansörlerde tespit edilen uygunsuzlukların önemli bölümü, arızadan değil bu standart farkından kaynaklanır. Mevcut asansörlerin güvenlik seviyesinin kademeli olarak yükseltilmesinde TS EN 81-80 standardı referans alınır.
Bu başlıkların hepsinde ortak bir örüntü var. Hiçbiri bir günde oluşmaz. Fren balatası bir gecede aşınmaz, halat bir anda yorulmaz, kilit birden bozulmaz. Hepsi yavaş ilerler ve kullanıcı hiçbir şey hissetmez — ta ki sistem sınırı aşana kadar.
Aylık bakımın ve yılda en az bir kez yapılan bağımsız periyodik kontrolün varlık sebebi tam olarak budur: değişimi, sınır aşılmadan önce görmek.
Türkiye'de asansörlerle ilgili yükümlülükler birden fazla yönetmelikle düzenlenmiş durumda:
Ayrıca eski asansörlerin güvenlik seviyesinin yükseltilmesi amacıyla TS EN 81-80 standardı, bakım işlemleri için ise TS EN 13015 standardı referans alınmaktadır.
Denetimde güvensiz bulunan bir asansöre kırmızı etiket yapıştırılır ve bina sorumlusunun bu asansörü en fazla 60 gün içinde güvenli hale getirmesi beklenir. Bu süre içinde eksiklikler giderilmezse asansörün ana besleme hattı kesilerek fiziksel olarak mühürlenir ve makine dairesi ile kat kapısına resmi mühürleme tutanağı asılır.
Bu noktada asıl kritik konu şudur: mühürlenmiş bir asansörün mührünü bozarak veya görmezden gelerek yeniden kullanıma açmak, sadece idari değil, cezai bir suçtur. Türk Ceza Kanunu'nun 203. maddesi, yetkili makamlarca konulan mührü kaldıran veya mührün amacına aykırı davranan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Buna ek olarak, güvensiz bulunan asansörü süresi içinde güvenli hale getirmeden kullandıran bina sorumlusu, bu ihmalden doğabilecek can ve mal kaybından hukuken sorumlu tutulur ve idari para cezasıyla karşılaşabilir.
16 Ocak 2024 tarihinde Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde yaşanan ve bir çocuğun kuyu boşluğuna düştüğü kaza, tam olarak bu tabloyu gözler önüne sermişti: yapılan incelemede, kazaya karışan asansörün mühürlü olmasına rağmen kullanıma açık tutulduğu tespit edilmişti. Bu olay, tek başına bir aksaklığın değil, denetim eksikliği, mührün ihlal edilmesi ve bina yönetiminin sorumluluğunu yerine getirmemesi gibi birden fazla ihmalin üst üste binmesinin ne denli ağır sonuçlar doğurabileceğinin açık bir göstergesidir.
Asansör kazalarının büyük bölümü, aslında önlenebilir nitelikte ihmallerden kaynaklanıyor. Bina yöneticileri, apartman ve site sorumluları ile asansör firmalarının dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Aşağıdaki belirtileri fark ederseniz yönetime bildirin:
Bunlar teşhis değil, bildirim gerektiren işaretlerdir. Değerlendirmeyi yetkili servis ve periyodik kontrol yapar.
Asansör güvenliği; yalnızca yönetmeliklere uymakla sınırlı bir teknik zorunluluk değil, doğrudan can güvenliğini ilgilendiren bir sorumluluktur. AND Uluslararası Denetim ve Gözetim Hizmetleri A.Ş. olarak, güvensiz veya kusurlu bulunan asansörlerin eksiklikleri giderilene ve kullanılabilir etiketi alınana kadar kesinlikle kullanılmamasını; denetimi ve periyodik kontrolü ihmal edilmiş asansörlerin ise vakit kaybetmeden muayeneden geçirilmesini öneriyoruz. Doğubayazıt'ta yaşanan ve benzeri kazalar, ihmallerin bir araya geldiğinde ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha göstermiştir. Bina sorumluluğunuz altındaki asansörlerin yıllık fenni muayenesini zamanında yaptırarak hem yasal yükümlülüğünüzü yerine getirin hem de bina sakinlerinin güvenliğini teminat altına alın.
Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve teknik muayene raporu ya da hukuki görüş yerine geçmez. Asansörünüzün durumuna ilişkin değerlendirme, yalnızca yerinde yapılacak muayene ile yapılabilir. Mevzuat hükümleri değişebileceğinden güncel metinler için mevzuat.gov.tr esas alınmalıdır. Kuruluşumuz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş ve TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17020 kapsamında akredite edilmiş (Akreditasyon No: AB-0147-M) bir A tipi muayene kuruluşudur. Tarafsızlık ilkesi gereği asansör montaj, bakım, onarım veya revizyon hizmeti vermez ve herhangi bir bakım firmasını tavsiye etmez.
İLGİLİ YAZILAR